S'ONA MEKTUP

17 ŞUBAT 3 dakika, 7 saniye 3 dakika, 7 saniye.

Hani eteklerinde beyaz papatyalar olan mavi bir elbisem vardı, hatırladın mı? O elbiseyi bir daha hiç giymedim. Bir de sevdiğin o tatlıyı hiç yapmadım. Kafam çok karışık bu aralar. Eskiye çokça gidiyorum, bazen kayboluyorum birlikte gezdiğimiz o sokaklarda. Hani bir şarkı vardı sözlerini hep karıştırdığın, hah o evet neydi o? Ben onu da hatırlamıyorum. Diyorum ya kafam çok karışık ama sen benim kusuruma bakmazsın değil mi? Bakmazsın tabi ya, sen bana doğru bakmayalı uzun zaman oluyor zaten. Sahi ne zamandır yoksun, yaşarken biraz ağır ama aslında zaman hızlı geçiyor. Baksana yıllar yılları kovalamış. Bu arada saçlarım beyazladı. Çok dalgınım bu aralar, acaba diyorum beyaz saçlarım mı sebep buna?

Kahveyi sütsüz şekersiz içiyorum biliyor musun, tabi ki bilmiyorsun. Sahi sen neredesin tek bir haber alamadım senden sonra. Ama ne yalan söyleyeyim iyi oldu bir yandan. Çok öfke doluydum sana karşı. Hayır hayır kızma bana haklıydım. Çok dua etmiştim biliyor musun, hayır bilmiyorsun. Tek bir kere bile karşılaşmayalım diye çok dua etmiştim. Tanrı kabul etmiş baksana. Teşekkür ederim, çok teşekkür ederim Tanrı’ya.

Hayatımdan renkleri alınmış gibi, her şey siyah ve beyaz. Dur dur üzülme hemen bu o kadar da kötü bir şey değil, hem nostaljik biraz. Ayrıca üzülür müsün ki, sanmam. Üzülme de zaten ne diye üzülecekmişsin? Değişmeyen şeylerde var; mesela çarşamba günlerini hala sevmiyorum. Yani bir gün için sevmiyorum demek yanlış ama ne bileyim iyi hissettirmiyor. Yarın yine bir çarşamba, insanın hayatında çarşambaları iyi şeyler olur mu ki? Benim hiç olmadı, gerçi benim için iyi şeyler diğer günlerde de olmuyordu. O halde suçluyum, evet evet ayıp ettim. Ne günahı vardı şimdi çarşambaların.

Kafam çok karışık bu aralar. Bazen hep uyumak istiyorum, bazen hep kitap okumak, bazen sadece seni düşünmek. Hayır ama bu da saçma. Yalan söyledim. Kırılma ama sen gittikten sonra seni düşünmedim, hiç aklıma gelmedin. Yani sonuçta hayat akıyor telaşlarla ve o telaşlardan gönül meselelerine yer kalmıyor pek. Hem bizimki gönül meselesi değildi ki. Sahi neydi bizimki, ne yaşadık biz? Kusuruma bakma ben hatırlayamıyorum pek geçmişi. Zaten bilirsin hafızam hep çok kötüydü. Bilirsin değil mi? En azından bunu bilirsin.

Kafamın karışık olduğunu söylemiş miydim? Evet söylemiştim, kusura bakma kafam karıştı yine. Biliyor musun, çilek vardı bugün manavda. Mevsimi değil oysa, şaşırdım. Artık hiçbir şey mevsimine göre yaşanmıyor ki zaten, şaşırmamak lazımdı. Gerçi o zamanlarda mevsimine göre yaşanmamıştı hiçbir şey. Çünkü ilkbaharda gitmek doğru olmaz, bunu biliyorsun. Zaten doğru ve yanlış koyun koyuna yatıyor yanımda. Hangisine sarılıyorum ayırt edemiyorum bazen. Tamam tamam bazen değil, çoğu zaman. Hem artık ne önemi var ki, doğruymuş yanlışmış.

Neredeyse sana neden yazdığımı unutuyordum, dedim ya hafızam çok iyi değil bu aralar. Ben seni unuttum, sen de unuttun mu? Unut unut hatırlamak çok yakıyor insanın canını. Zaten o eteklerinde papatyalar olan mavi elbiseyi de atacağım. Sahi var mıydı öyle bir elbise, bilmiyorum. Belki de hiç yoktu, senin gibi...