Fakat siz; tamamen kendinizi gömmüşsünüz!

07 EYLÜL ÖYKÜ , DENEME , ŞİİR , EDEBİYAT

Tahmini okuma süresi: 2 dakika, 36 saniye.

Makbule teyze, evliliğimizi göremeden öldü. Biz evlenmedik. Cenazesinde rezillik yaşandı. Kızı Hayriye, altı adet kırmızı Tuborg içti. Üzerine ve nezareten iki paket kısa Maltepe! Ağlayıp durdu bütün gün. Makbule teyzenin ölüm haberini veren Burak, her gece pavyona takıldı. Alkol tedavisi görüyor şimdi. 

Biz evlenmedik…

Babaannem, evini satılığa çıkardı. Bakımsız ve eski. Deprem gördü, cenaze gördü, virüs gördü o ev. Çocukluğumu gördü. Kapılarına yapıştırdığım Van Nistelrooy etiketleri duruyor hala…

Biz evlenmedik…

Almanya’ya gittim. Elif’in düğününe. Gittiğim gün ayrıldılar. Kederden bütün Almanya’yı dolaştık o kış. Unutulması gerekenler unutulsun diye. Unutulmadı. Çok ağladı kuytu köşelerde… Sonra evlendi başka biriyle. Ben gitmedim.

Biz evlenmedik…

Bahaneler de mazeretler de tükendi. Gerçekleşmesi için can attığı şeylerden vazgeçmek zorunda bırakılan şımarık bir çocuk gibiyim. Mağlubiyeti kabullenmiyorum. Kimseyi beğenmiyorum. Alttan almıyorum. Aza tamah etmiyorum…

Seni unutabileceğim bir yöntem öner bana. Bir felsefe öner. Çay, Yıldız Tilbe, Müslüm Gürses, ne kadar bayağı iş varsa, ne kadar klişe varsa müptelası olurum. Şifa olacaksa Yılmaz Özdil bile okurum. Halk TV izlerim. Atatürk’ü anlatan set kitaplardan sipariş ederim. Fark etmez. Sen yeter ki öner…

Biz evlenmedik.

Tuğba ile aram bozuldu. Ki kendisi sülalede açık ara en sevdiğim insandır… Hediye halamın tayini çıktı. Bitlis’e. İbrahim enişte, 20 kilo aldı stresten. “Çok şahane et lokantası keşfettim!” diye de kendini avutuyor…

Biz evlenmedik.

Hasan’la Dikilitaş’ta bir evde yaşadık. İki sene süren bir sirk gibiydi. Her gece birbirinden avantür hikayeler dinledim ondan. Bir keresinde nenesini deve yediğinden bahsetmişti. Ne çok gülmüştük o gece. Dede Necip, Kasım Kaylant, aşırı islamcı Fehmi de vardı… Bir keresinde de zulayı patlattığını düşündüğü küçük bir çocuğu parkın içinde meyve bıçaklarıyla kovalamıştı… Kıvanç falan. Ne hoş adamlardı. Ne fiyakalı insanlardı. Mazide kalmış puslu anılar şimdi… Evlendi sonra Hasan. Elif’le. Adanalı ve şivesiz bir kızla. Çocukları bile var: Niloş…

Biz evlenmedik.

Belgin Doruk ve Ayhan Işık olacaktık belki de seninle. Belki de Kilyos sahilinde mutlu mesut koşuşturacaktık. Aliye Rona olmaya ne hakkın var? Niye anlatıyorum, niye yazıyorum bütün bunları? Niye sitem ediyorum? Niye mızmızlanıyorum? Yazmasaydım unutacaktım belki de! Yaza yaza hatırlıyorum…

Biz evlenmedik.

Eskici Pera’ya doğru yürüdüğümüz cadde önemsiz artık. Beşiktaş’ta tartıştığımız o kafe önemsiz. Suadiye önemsiz… Ne az şey yaşamışız, birlikte. Son altı yıl ne yavanmış, ne tatsız, ne tuzsuz! Ne az hatıra var sana dair!

Ve sen böyle ne güzel bunu sonsuza dek sürdürelim istiyorsun. Oysa ben;

Seninle evlenebilir miyim?

En iyi görüntü performansı için lütfen cihazınızı dikey konumda kullanın.