Durmayalım

15 ŞUBAT ŞİİR

Tahmini okuma süresi: 3 dakika, 0 saniye.

Sa’dî diyor ki: “Bir gece biz kârbân ile

Âheste-seyr iken yolumuz düştü bir çöle.

Sür’atle tayy için o beyâbân-i vahşeti,

Hep yolcular fedâ ederek istirâhati,

Gitmektelerdi. Bir aralık bende meşye tâb

Hiç kalmamış ki düşmüşüm artık zebûn-i hâb

Âvâre bir piyâdeyi bekler mi kâfile?

Nâçâr şedd-i rahl edecek tâ be-merhale .

Durmuş, diyordu, bir de uyandım ki, sârban :

“Kalk ey zavallı yolcu, uzaklaştı kârban!

Uykum benim de yok değil amma bu deşt-zâr ,

Ârâmgâh olur mu ki bin türlü korku var?

Ser-menzil-i merâma varır durmayıp giden;

Yoktur necât ümîdi bu çöller geçilmeden.

Heyhât, yolda böyle düşen uyku derdine,

Hep yolcular gider de kalır kendi kendine!”


Vak’a hiç bir şey değildir; haklısın, lâkin düşün.

Başka bir düstûr-i hikmet var mı, insâf et, bugün?

Varmak istersen -diyor Sa’dî- eğer bir maksada,

Tuttuğun yollar tükenmekten muarrâ olsa da;

Şedd-i rahl et, durmayıp git, yolda kalmaktan sakın!

Merd-i sâhib-azm için neymiş uzak, neymiş yakın?

Hangi müşkildir ki, himmet olsun, âsân olmasın?

Hangi dehşettir ki insandan hirâsân olmasın?

İbret al erbâb-ı ikdâmın bakıp âsârına:

Dağ dayanmaz erlerin dağlar söken ısrârına.

Bir münevvim ses değil yer yer hurûşan velvele :

Fevc fevc akmakta insanlar bütün müstakbele.

Nehr-i feyzâfeyz-i insâniyyetin âhengine.

Uymadan, kâbil değildir düşmemek bir engine.

Menzil-i maksûda varmazsın uyanmazsan eğer

Var mı bak, yollarda hiç bîdâr olanlardan eser?

İşte âtîdir o ser-menzil denen ârâmgâh;

Kârbân akvâm ; çöl mâzî; atâlet sedd-i râh .

Durma, mâzî bir mugaylanzâr-ı dehşetnâktir ;

Git ki, âtî korkusuzdur, hem de kudsî hâktir!

Çok şedâid iktihâm etmek gerektir, doğrudur…

Vehleten âvâre bir seyyâhı yollar korkutur;

Korku, lâkin, azmi te’yîd eylemek îcâb eder:

Kurtulursun şedd-i rahl etmiş de gitmişsen eğer.

Çünkü düşmüşsün hayâtın -ezkazâ – feyfâsına ,

Gitmen îcâb eyliyor tâ menzil-i aksâsına .

Düşmemek mâdem elinden gelmemiş evvel senin,

Ölmeden olsun mu, ey miskin, bu çöller medfenin ?

İntihâr etmek değilse yolda durmak, gitmemek,

Âsûmandan refref indirsin demektir bu melek!

“Leyse li’I-insâni illâ mâ seâ” derken Hudâ:

Anlamam hiç meskenetten sen ne beklersin daha;

Davran artık kârbânın arkasından durma, koş!

Mahvolursun bir dakîkan geçse hattâ böyle boş.

Menzil almışlar da yorgun, belki senden bîmecâl !

Belki yok, elbette öyle! Sen ne etmiştin hayâl?


Şöyle gözden geçse bir hilkat temâşâ-hânesi:

Çıkmıyor bir zerre fa’âliyyetin bîgânesi .

Âsûmânî , hâkdânî cümle mevcûdat için

Kurtuluş yok sa’y-i dâimden, terakkîden bugün.

Yer çalışsın, gök çalışsın, sen sıkılmazsan otur!

Bunların hakkında bilmem bir bahânen var mı? Dur!

Mâsivâ bir şey midir, boş durmuyor Hâlik bile:

Bak tecellî eyliyor bin şe’n-i gûnâgûn ile.

Ey, bütün dünyâ ve mâfihâ ayaktayken, yatan!

Leş misin, davranmıyorsun? Bâri Allah’tan utan!


Mehmet Akif Ersoy