Devlet Kin Güdebilir Mi?

18 ŞUBAT HUKUKSOSYOLOJİ

Tahmini okuma süresi: 2 dakika, 23 saniye.

Bu soruyu kendimce açıklayabilmek için bir takım sosyolojik konuları açıklamam gerekecektir. Ben devletin oluşumunu bir toplum sözleşmesi ile açıklayan düşünürleri baz alarak açıklamaya çalışacağım.

Devletin bir sözleşme ile kurulduğunu savunan düşünürleri kabaca açıklamak gerekirse; Hobbes, Locke, Rousseau ve Kant olarak sayabilirim. Bu kişiler devletin bir toplum sözleşmesi ile meydana geldiğini savunmuşlardır. Tabi devletin nasıl oluştuğunu açıklamak için önce devletin oluşumundan önceki dönemi açıklamışlardır. Birçoğu devletin mevcut olmadığı bu dönemi doğa durumu olarak adlandırmıştır. Bu düşünürlerin her biri farklı gelişme veya olaylara dayanarak devletin meydana geldiğini savunmuşlarıdır. Ben bu karalamamda John Locke ele alarak soruyu açıklamaya çalışacağım.

Locke'a göre doğa durumunda henüz bir devlet mevcut olmadığından dolayı doğa yasaları hüküm sürmekteydi. Bu yasalar adalet, özgürlük, eşitlik ve mala cana saygı esaslarına dayanıyordu. Tarih boyunca her zaman yasaları ihlal edenler olduğu gibi bu dönemde de yasaları ihlal edenler mevcuttu. Locke göre doğa yasaları, hakkı tecavüze uğrayan kişiye hem hakkını koruma hem de mütecavizleri cezalandırma hakkı veriyordu. Yani mağdur olan kişi kendi olayı üzerinde aynı zamanda yargıçlık görevini de üstleniyordu. Bu durumun engellenmesi için bir otoriteye ihtiyaç duyulmuştur. Bu otoriteyi sağlamak için halk, bir sosyal sözleşme ile sivil toplumu daha sonrasında ise devleti inşa etmiştir. Yani Locke göre devlete ihtiyaç duyulmasının bir nedeni de mağdurun yargıç olmasını engellemektir

Devleti temel olarak üç erk üzerinden düşünebiliriz. Bunlar; yasama, yürütme ve yargıdır. Her ne kadar bir mekanizma gibi açıklansa da bu erkleri bazı yetki ve görevlere sahip insanlar oluşturuyor. Bu kişiler görevlerini ifa ederken düşüncelerine ve kullandığı söylemlere dikkat etmesi gerekir. Fakat dönüp baktığımızda birçok devlette bu kişilerin bazı açıklamalarında kişi veya kişi gruplarına karşı kin güttüğünü ve hatta bazen açıklamaları ile resmen kin kustuklarına şahit olmaktayız. Bu gibi durumlar zaman zaman devletin de mağdur gibi düşündüğünü göstermektedir. Devlete ihtiyaç duyulmasının nedenleri arasında mağdurun yargıç olmasını engellemenin de olduğunu kabul edersek, bu kişilerin bu tarz söylemlerden uzak durmaları sonucunu da çıkarabiliriz. Aksi halde devletin varoluş gerekçelerinden birine ters düşmüş olur. İşte bunlardan ötürü herhangi bir erkte bulunan bir kişinin görevleri esnasında halka karşı hiçbir şekilde kin gütmemesi gerektiğini düşünüyorum.