28 MEHMET ÇELEBİ VE "KARANTİNA"

13 MAYIS 2 dakika, 34 saniye 2 dakika, 34 saniye.


COVİT-19 salgını döneminde sık sık karşımıza çıkan terimlerden biri de karantina.

Sözlükte bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup giriş çıkışların engellenmesi biçiminde uygulanan sağlık önlemi olarak geçen terimin kökenleri 14.yüzyıl İtalya’sına dayanıyor. Büyük veba salgını sırasında Venedik limanına gelen gemiler Venedik açıklarındaki bir adanın koyunda 40 gün boyunca bekletilir, limana giriş yapmalarına izin verilmezmiş. İşte bu uygulamaya bekleme süresi olan 40 güne nazire yaparak, İtalyanca kırk anlamına gelene “quaranta” kelimesinden türetilen “Quarantina”yani karantina adını vermişler.

Bizde ise, yüzde yüz emin olmamakla birlikte, terim olarak karantina muhtemelen ilk kez 28 Mehmet Çelebi’nin Sefaretname eserinde karşımıza çıkıyor. Eserden bahsetmeden önce Osmanlı tarihinin en önemli şahsiyetlerinden birisi olan Mehmet Çelebi’den bahsetmek gerek.

Mehmet Çelebi yeniçeri ocağında yetişir. Yirmi sekizinci ortada hizmet gördüğü için hayatı boyunca bu isimle anılır. Sultan 3.Ahmet döneminde baş muhasebeci olur. Fransa ile kurulan yakın ilişkiler sonucunda 1720 yılında Fransa’ya elçi olarak gönderilir. Bu yolculukta oğlu Said Çelebi de ona eşlik eder. On bir aylık görev süresince gözlemlerini Sefaretname adlı eserinde toplar ve dönüşte Padişaha sunar. 28 Mehmet Çelebi’nin yazdığı bu kitap dönemin aydınlarınca ilgiyle karşılanır. Gerek Mehmet Çelebi ve Said Çelebinin icraatları, gerekse kitabın dönemin aydınları üzerindeki etkisi, Osmanlı’nın kültürel anlamda batıya açılmasının yolunu açtığını söylemek pek de yanlış olmaz. Said Çelebi İstanbul’a döndükten kısa bir süre sonra İbrahim Müteferrika ile birlikte matbaayı kurar.

Mehmet Çelebi ve yanındakiler 7 Eylül 1720 yılında gemiyle İstanbul’dan ayrılırlar. 21 Kasım 1720 yılında Toloun şehrinin Lazarto limanına demir atarlar. Buradan sonrasını Mehmet Çelebinin ağzından aktaracağım.

“ 17 pare top atışıyla şehri selamladık, onlarda çayırlık bir yerden top atarak bizi selamladılar. Şenlikler yapıldı. Daha sonra kayıkla bir kaptan gemimize geldi. Bizi selamladıktan sonra günlerdir bizi beklediklerini söyledi. Şehirlerinde sarı humma hastalığı görülmüş o yüzden bir süre kalyonda kalmamızı salık verdi. Marsilya’da bu hastalıktan 80.000 kişinin öldüğünü, Provence bölgesinde de hastalığa rastladıklarını, Toloun şehrinin de Provence bölgesinde olduğundan, hastalık bulaştırmamak için şehre gelenler 20-30 bazen de 40 gün şehre sokulmaz, kimseler de yanlarına yaklaşmazmış. Bunun adına da Karantina derlermiş. Zaten gemimize gelen kaptan da özür dileyerek bizimle kayıktan konuştu.”

Kitap böylece devam ediyor.

Belki de 2021 yılında iyice aşina olduğumuz karantina ile Türklerin ilk karşılaşması da böyle olmuştur.